Ali Öz ”Türkiye’nin Ekonomik Analizi”

Abone Ol
Daha Fazla

Dünyada 2002-2007 yılları arasında yaşanan likitide bolluğu sayesinde bizim gibi ülkelere akan kısa vadeli spekülatif yabancı sermaye de, doğrudan yabancı sermaye de tüm beklentilerin üzerinde gerçekleşmişti.

Ama akp bu geçici bolluğu iyi değerlendiremedi. Mevcut kârlı kuruluşları satarken, iş ve aş yaratacak yeni yatırımları hayata maalesef geçiremedi.

Krizin teğet geçtiğini söyleyerek, kredi kartı borçlularını dürüst olmamakla itham ederek, krizde sıkıntıya giren işletme sahiplerini becerisizlikle suçlayarak, ülkede krizi yönetemezsiniz.

Krizde vatandaşı yatırımcıyı – tüketiciyi suçlamak değil, o koşullardan nasıl ve en az hasarla çıkılabıleceğini söylemek zorundasınız.

Herşeyi döviz, borsa, yüksek reel faiz üçgeninde göremeyiz. Bu ülkenin çiftçisi var, üreten, eken, biçen köylüsü var. İş ve aş yaratan kobi’leri var. Namuslu vefakâr ve esnaf sanatkârları var. İşini kaybetme korkusuyla yaşayan, İşçisi, ay sonunu getirmenin sıkıntısı ile yaşam mücadelesi veren emeklisi, evine, çoluk çocuğuna ekmek bİle götürememenin ızdırabını yaşayan işsiz var.

Bugün piyasalarda güven kalmamış, icralar hacizler – protestolu senetler, karşılıksız çeklerle İş dünyası büyük bir çıkmaz içerisinde. Bankalar en büyük açığı veren, en cazip faizi ödeyen iktidarın bütçe açığını finanse ederek hazineye bol kepçe borç verirken, İhtiyacı olan, reel sektöre, üreticiye mesafeli duruyorlar. Güven kalmamiş, itimat kalmamış.

Toplam vergi gelirlerinin %70’ının dolaylı vergiler, %30’nun ise doğrudan vergiler olması büyük bir çelişkidir. AB’de bu oranların tam tersine olduğunu hatırlatırım. Dolaylı vergiler, vergide adaletsizliğin en açık göstergesidir.

Kriz döneminde maliye bakanlığı gelir idaresi başkanlığı 130 bin esnafın banka hesabına bloke koymak amacıyla bankalara yazı göndermiştir.

Bu durumda zaten kriz nedeniyle ciro, tahsilât, satış ve ödeme sıkıntısı içinde olan ticaret erbabı ve esnaf ”kara listeye” giriyor ve tüm ticari hareket kabiliyetini yitiriyor.

Bu uygulamanın kriz dönemİnde yapılıyor olması da son derecede kaygı vericidir.

Yolsuzluk ekonomisinin, deniz fenercilerinin, gemicikleri, mücevhercileri olan mahdumların, abd’de burs veren İş adamı yandaşların, partizan bürokratların, yandaş medyacıların, bu ülkenin kaderine hükmetmesine, istismar etmesine izin vermemeliyiz.

2008 sonu itibari ile 181,7 milyar dolar (274,8 milyar TL) İç borç ve 276,8 milyar dolarlık dış borçla toplam 458,6 milyar doları bulan borç stoğunun ülkeyi rehin almasına izin verilmemelidir. Evet, 2008 yılı sonu itibari ile ülkemizin özel ve kamu sektörünün toplam borç stoğu 458,6 milyar dolar oldu. Gelecek kuşakları borçlandıran, ipotek altına alan bu sınırsız borçlanmaya çeki düzen verilmelidir.

Özelleştirme, kamunun sırtına yük olan zarar eden sermaye ve teknoloji yetersizliği çeken kamu İktisadi teşekküllerinin özel sektör eliyle, yeniden ekonomiye kazandırılmasını amaçlar. Ancak, bugün yapıldığı gibi, zaten kendi alanında kârlı ve alternatifsiz olan işletmelerin haraç-mezat yabancılara satışı özelleştirmenin önceliği ve amacı olamaz, olmamalıdır.

Yorumlar kapalı.