NİMETKARABULUT

Nimet Karabulut Adaylığını Açıkladı

Abone Ol
Daha Fazla

Cumhuriyet Halk Partisi 1. Bölge Milletvekili Aday Adayı Av. Nimet Karabulut Cumhuriyet Halk Partisi Maltepe İlçe Örgütü’nde adaylığını açıkladı.

Programa CHP Maltepe İlçe Başkanı Hasan Solmaz, Eski Belediye Başkan Yardımcıları Ercan Köymen, Ömer Lütfü Somun, Mehmet Bingöl, mahalle muhtarları, Stk temsilcileri, dernek ve vakıf başkanları, çok sayıda partili adaylık açıklamasında hazır bulundu.

Zaman zaman izdihamların oluştuğu adaylık açıklamasında, ufak tefek aksaklıklar yaşanmasına yol açtı.

Açılış konuşmasını yapan CHP Maltepe İlçe Başkanı Hasan Solmaz şunları söyledi.

“HEDEFİMİZ %65”

CHP Maltepe İlçe Başkanı Hasan Solmaz, 2015 seçimlerinde hedeflerinin %65 olduğunu belirterek “Örgütümüze, gençlerimize, kadınlarımıza, yoldaşlarımıza güveniyoruz. Önümüze bir hedef koyduk. Hedefimiz %65. Gece gündüz demeden çalışacak ve bu hedefe ulaşacağız” ifadelerini kullandı.

Daha sonra aday adaylık açıklamasını yapan CHP İstanbul 1. Bölge Milletvekili aday adayı Nimet Karabulut şunları söyledi.

Karabulut “Sayın ilçe başkanım, İlçe yöneticilerim, Değerli konuklarım, Değerli zamanlarınızı ayırarak İstanbul’un çeşitli semtlerinden gelerek benim bu yolculuğumda yalnız bırakmadığınız için hepinize sonsuz teşekkür eder sevgi ve saygılarımla selamlarım.

Değerli dostlarım yol arkadaşlarım yoldaşlarım, kendimi sizlere kısaca tanıtmak istiyorum.

1955 yılında malatya arguvan kuyudere köyünde dünyaya geldim.
İlk-orta-lise öğretimini istanbulda tamamladım. İstanbul üniversitesi
Hukuk fakültesini 1977 yılında mezun oldum.
1979 yılından itibaren serbest avukatlık yapmaktayım. Evli ve 2 çocuk annesiyim.

Evet değerli dostlarım ;
Ben kendimi köyden şehre gelerek okumaktan dolayı şanslı saydım. Şayet İstanbul’a gelmeseydik köyde okuma imkanım olmayacaktı. Bu nedenle köylülerime bir vefa borcum olduğunu düşündüm. Bu düşünce ile istanbul’da yaşayan köylülerimizle Arguvan Kuyudereliler derneğini kurduk ve 1994 yılından itibaren 16 yıl dernegimizin başkanlığını yürüttüm. Bu görevde bulunduğum süreçte alt yapı sorunları başta olmak üzere yörenin kalkınmasını amaçlayan bir çok örnek projeyi hayata geçirdik. Bu çalışmaları yaparken beni destekleyen erkek eğemen bir toplumda köy derneğine bir kadını getiren çağdaş köylülerime de burada teşekkür ediyorum.

Arguvan ilçemize bağlı tüm köyllerin bir araya gelerek kurduğu arguvan eğitim ve kültür vakfının kurucusu ve yönetim kurulu üyeliğinde bulundum. Buradaki çalışmamda da hepiniz bilirsiniz arguvan türküleriyle meşhurdur.. Türkülerimizin yok olmaması ve geliştirilmesi için festival düzenlemesine katkı yaptım ve ilk festivalde komite başkanlığında bulundum.

Malatya sivil toplum örğütleri birliğinin kurucularından olup uzun zaman yönetim kurulu üyeliği yaptım.

PEKİ Siyasete nasıl girdim; bir kadın olarak erkeklerin kıran kırana bir birleri ile yarıştıkları bir mecrada ne işim vardı.
Esasen 12 eylülden sonra partilerin kurulmaya başlaması sırasında çalışmalara katıldım. Ancak aktif olarak görev almadım. Shp ye üye oldum.

Siyasete ancak oy vererek katkı sağladım. Taki 1999 seçimlerinde partim barajın altında kalınca partime sahip çıkıp yeniden hayat bulmasına katkı yapmak üzere geldim.

Chp Maltepe ilçesinde kadın kolu başkanlığı-ilçe başkanlığı yaptım.
İstanbul il yönetiminde başkan yardımcılığı yaptım,
2009 yılında Maltepe belediye meclis üyeliği- meclis başkan vekilliği- belediye başkan yardımcılığı-encümen başkanlığı yaptım.
İstanbul Belediyesi Büyüşehirde meclis üyeliği ve hukuk komisyonu üyeliğinde bulundum.

Bir taraftanda sivil toplum çalışmalarına devam ettim. Alevilerin hak aramasında yasalar önünde haklarının alınmasına katkı sunmak üzere Cem Vakfında çalışmaya başladım. Burada kadın kolları genel başkanlığı ve yönetim kurulu üyeliğinde bulundum.

Değerli dostlarım ;
Eskiden insanlar kahvelerde oturup sohbet ederken ne olacak bu ülkenin hali diye şikayet ederlerdi. Şimdi ise yarın benim başıma ne gelecek biz ne olacağız diye konuşmakta ve şikayet etmektedir. Ben oturup şikayet etmektense ülkemdeki insanların huzur içinde yarın korkusu olmadan yaşaması için ben ne yapabilrim nasıl katkı koyabilirim düşüncesiyle milletvekilliğine aday olmaya karar verdim.
Bizler Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının , laik,demokratik sosyal bir hukuk devleti olarak kurdukları cumhuriyette gözlerimizi açtık ve belli bir süre yaşama şansını elde ettik. Ancak 1950 yılından itibaren kurulan sağ iktidarlar sayesinde maalesef bu günlere geldik. Bu günlere getiren süreci sizlere uzun uzun anlatıp zamanınızı almak istemiyorum zaten hepiniz biliyorsunuz. Şimdi geldiğimiz noktaya değinmek istiyorum. 2002 yılının kasım ayından yapılan seçimle iş başına gelen bugünkü iktidar çok güzel bir strateji uygulamıştır. Siyasi literatürde hep örnek verilir.
Kurbağa sendromu.

Kurbağayı su ile dolu bir kazana koyar ocağıda kısık ateşte yakarsan kurbağa suyun ısındığını hissetmez. Hissettiğinde ise artık iş işten geçmiş olur ve kazandan sıçramaya mecali kalmaz ve ölür.
Biz sol sosyal demokratlar kendi kendimizi yerken atı alan üsküdarı geçmiş biz halen kendimizi var etmek, başkan olmak için bölündük ve her seçimide kaybettik.

Biz birbirmizle uğraşırken bir de baktık ki laik cumhuriyetin tüm kazanımları yok edilmiş tüm devrim kanunları kaldırılmış atatürkün heykelleri yıklımış, ordu kumpas davalarıyla işlevsiz hale getirilmiş, eğitim sistemi çagdaş ve bilimsel olmaktan çıkarılmış 4 artı 4 artı dört sistemi getirilerek dindar ve kindar gençlik yetiştirilmeye başlanmıştır.

12 eylül anayasasında zorunlu din dersleri olmasına ragmen yeterli görülmemiş ve tüm okullar imam hatipleştirilmiştir. Bu nedenle çocuklarımız çagdaş egitim almaktan uzaklaştırılmıştır.
Ülkenin her yerinde,cumhuriyet kazanımı olan fabrikalar, bankalar, araziler özelleştirme adı altında satılmış ve kamu kaynakları yok edilmiştir.

Tarım yok edilmiş kendi kendine yeten bir ülkeyken, dışardan herşeyini ithal eder hale getirilmiştir.
Tarımla uğraşan köylü yoksullaşmış ve işsizlik %15 seviyesine çıkmıştır.

Köylü işsiz kalınca ya büyük şehre göç etmek durumunda kalmış yahutta köyündeki maden ocaklarında taşaron işçi olarak çalışmaya mahkum olmuştur. Bu sürec sonuçunda agır bedeller ödemek durumunda kalmaktayız.

2014 yılında yaşanan soma madenlerindeki kaza demiyorum 301 işçimizin katledilmesi ile ölümlerini yaşadık, ermenekte yaşadık ve bir yıl içinde 1886 işçimiz hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden tüm işçilerimize allahtan rahmet diliyorum.

Sendikalar güçsüz bırakılmış, işçiler taşaronlaştırılmış ve asgari ücretle çalıştırılarak fakirleştirilmiştir. Ve iktidara avuç açar hale getirilmiştir.

Devlet olanakları hükümet tarafından parti yardımı gibi gösterilerek yandaş yaratılmıştır. Dini ve yoksulluğu kullanarak iktidarlarını sürdürmek istemektedirler.

Değerli dostlarım o kadar çok olay yaşıyoruzki her sabah, acaba bugün ne olacak diye korkuyoruz ve endişeleniyoruz.
Ülkeyi yöneten iktidar sahipleri ülkede huzuru sağlayacaklarına, huzuru bozan şiddet içeren bölen konuşmalar yapıyorlar ve yapmaya devam ediyorlar.

Dönemin başbakanı ülkenin tek söz söyleyeni olduğu için parlemento işlevsiz hale getirilmiş erkler ayrılığı yok edilmiş ve yasama yürütme ve yargı tek kişinin iki dudagı arasıda kalmıştır
İktidar gücü ile hayatımızın her alanına müdahale ederek kadınların kaç çocuk doğuracağına, nasıl doğum yapacağına, ne yiyip ne içeceğimize kendisi karar verir hale gelmiştir. Bu baskılar sonucu haziran eylemleri başlamış tüm türkiye ayaga kalkmıştır.
Halk hareketinde 8 gençimiz hayatını kaybetmiş ve çok sayıda gençimizde bir ömür boyu sakat kalmıştır. Hayatını kaybeden gençlerimizi rahmetle anıyorum.

Toplumdaki bu şiddet söylemleri o kadar yaygınlaşmıştırki tüm toplum birbirinden nefret etmeye başlamış ve en küçük bir olayda cinayetler işlenmektedir.

Bu şiddetten en çok zarar gören kadınlar ve çocuklar olmaktadır. AİLE İçi şiddet %1400 artmış ve her gün kadınlar en sevdikleri eşleri, kardeşleri ve babaları tarafından öldürülmekte veya fiziksel şiddet görmektedir.

Kadınlar artık sokaga çıkmaya korkmakta ve aileler çocukalır için endişe duymaktadır. Enson örnek özgecandır. Hepimizi derinden üzen ve insanlığımızdan utandıran bir şekilde hayatını kaybetmiştir. Rahmetle anıyorum.

Atatürk’ün “ ey kahraman türk kadını ,sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükseltmeye layıksın” sözlerinin aksine bugün türk kadını yerlerde sürünmektedir.
Geçtiğimiz hafta kar yagdı herkes karın güzellik ve saflığını yaşarken biz malesef kartopu yüzünden öldürülen gazeteci nuh köklünün öldürülmesi ile türkiyede insan hayatının bir cam kadar değeri olmadığını öğrendik.

Evet degerli dostlar verebileceğimiz o kadar çok örnek varki daha fazla uzatmak istemiyorum.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk bize yön göstermiş “yurtta sulh cihanda sulh” diye ancak geldiğimiz noktada biz sulh’u unuttuk ve insanlarımız en küçük bir olayda birbirini öldürür oldu.
Halbuki bu topraklarda yaşayan, Pir Sultanlar, Şeyh Bedrettinler, Hacı Bektaşi Veli, Mevlana, Yunus Emreler yaşamış ve insanlara barışı sevgiyi, kardeşliği, paylaşmayı ve “ne olursan ol yine gel” diyerek birlikte yaşamayı istemişlerdir.

Hacı Bektaş Veli “incinsende incitme” demiş.
Hazreti Ali “sana bir tokat atana obür yanagını uzat” diyecek kadar hoş görüyü insanlara aşılamak istemişlerdir.
Siyasi iktidarın bu kadar ayrıştırıcı uygulamalarına rağmen ülkemiz insanı sağ duyulu davranmış ve ülke barışını bozacak hareketlerden kaçınmıştır.

Degerli dostlar
İktidar polis devleti kurmak istiyor,tek adam düzeni ve başkan lık sistemine karşı bunlara dur diyecek,umudun adı chp’dir.
Gelin hep beraber haziran seçimlerinde yüreği soldan atan sağduyulu insanlar olarak partimizi iktidara taşıyalım ve genel başkanımız kemal kılıçdaroğlunu başbakan yapalım. Yolumuz açık olsun, Partimiz iktidar olsun. Yaşasın Umudun adı CUMHURİYET HALK PARTİMİZ” şeklinde konuştu.

DSCF1036 copy

DSCF1037 copy

DSCF1040 copy

DSCF1044 copy

DSCF1047 copy

DSCF1055 copy

DSCF1061 copy

DSCF1070

DSCF1071 copy

Yorumlar kapalı.